Son dakika spor haberi: Spor yazarları Kasımpaşa-Trabzonspor maçını değerlendirdi

REHA KAPSAL – TEMPO!

Trabzonspor’un son iç saha maçında G.Saray’a kaybettiği 2 puanı telafi etmesi için Kasımpaşa’dan 3 puan alması, ligin başı da olsa üst sıralardan kopmamak açısından bordo-mavililerin olmazsa olmazıydı. Bordo-mavililer ilk devredeki oyun hareketsizliği, ağır hareket etmesiyle beraber saha içinde oyun dengesizliğini de yaşadı.

Bir de Abdullah Avcı’nın, buna son haftalarda rakibe verdiği verilen pozisyonlar ve yediği gollerden dolayı daha top rakipteyken ön alanda baskı yapıp takıma iki bölüm halinde oynamak yerine, kendi orta sahasında sahanın 2/3’lük kısmında Kasımpaşa’yı karşıladılar. Bu da rakip kaleden Trabzonspor’u uzaklaştırdığı gibi hücum oyuncularını da yalnızlaştırdı. Çünkü Trabzonspor takımında, kalesinde bu kadar uzak savunma yaptığı zaman geniş alanlara çıkabilecek hızlı ve atletik oyuncu özelliği taşıyan oyuncular ilk 11’de yoktu. Bu da sonlanmayan ataklardan dolayı bordo-mavili futbolcuların daha fazla geriye koşmasına da neden oldu. Ve tabii ki hücum organizasyonların ve çeşitliliğinde de kısırlık yaşadılar.

İkinci yarıda, sezon başından beri takımın en formda ismi Bakasetas; attığı golde kalitesini, vuruş tekniğini ve bireysel olarak anların dokunuşların oyuncusu olduğu bir kez daha kanıtlamış oldu.

Ve atılan golle de çok iyi oynamadığı bir 90 dakikada 3 puan almasını bildi. Trabzonspor fiziksel tempo yapıp, yüksek eforlarda oynayamaz. Dün ve geçmiş maçlarda olduğu gibi, topla bu tempoyu ve baskıyı verip, bireysel oyuncu kalitesiyle ve performansıyla sonuç alacaktır.

YUNUS EMRE SEL – İYİ, KÖTÜ VE TUHAF

Trabzonspor’un Kasımpaşa karşısındaki dünkü futbolunu, başlıktaki üç kelimeyle rahatlıkla özetleyebiliriz bence. ‘Tuhaf’ kelimesi futbol terminolojisinde manasız gibi gözükse de bu kadar kaliteli ayakların yer aldığı bir takımda, özellikle orta saha ile defans arasındaki kopukluk ve ileriye top taşıma noktasında bazı futbolcuların sorumluluk almaması ancak bu şekilde izah edilebilir sanırım.

Can sıkan ‘kötü’ yanı; Cornelius’un ileride ağır kalması, diğer bir bakış açısıyla istenen topları alamaması. Ayrıca kanat organizasyonları noktasındaki eksiklik, hücumda etkili pas yüzdesinin azalması ve özellikle Edgar’ın içerisinde yer aldığı bazı oyuncuların formundaki düşüklüğü bordo-mavililer adına.

‘İyi’ yönlerse umut verici gerçekten. Özellikle Nwakaeme ile Bakasetas arasındaki iletişimin skor üretmede sonuca ulaşması, Hamsik’in saha içerisindeki liderliği her geçen gün biraz daha üstlenmesi ve oyuna sonradan giren oyuncuların ciddi katkılar vermesine vurgu yapabiliriz bu anlamda.

Maçın ilk yarısında temposuz, rakibi tehdit etmekten uzak daha çok kontrollü bir oyun tercih eden bir Trabzonspor vardı.

Yunan oyuncunun altyapıdan yeni çıkmış bir futbolcu edasıyla sahada basmadık yer bırakmaması, çabası, hırsı ve üretkenliği sadece bu maç özelinde değil, tüm oyunculara ders verilecek nitelikteydi.

Genel olarak Trabzonspor; Giresunspor, Galatasaray ve Kasımpaşa maçını da eklersek kısmen istediği oyunu oynamasa da sonuca gitmeyi başardığı 90 dakikaları geride bıraktı. Ancak takımın acilen vites artırması ve hızlı oyuna geçiş gerekiyor. Maç özelinde Abdülkadir Ömür, sağ kanattan geçtiği orta sahada daha rahat gözüktü. Denswil ise Yusuf Erdoğan’ı stoper ön sezileri ve hızıyla durdurmayı başardı. Dorukhan Toköz ise eğer bir sakatlık yaşamazsa kısa süre sahada kalmasına rağmen ne kadar etkin olduğunu, topla teması sevdiğini ve pas trafiğini yöneltmede sorumluluk alabileceğini gösterdi.

.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir